5 Şubat 2026 Perşembe

Müjdeler Ver İlhami!

Başlıyoruz. Devam edene ne büyük kelimeler bunlar. Hangileri İlhami? 

Hayatla ilgili çıkarımların hepsini okuduk ve yazdık veya yaşadık pek tabi yaşattık. Ne kadarında, varamadık çünkü her defasında hayatta kaldık. Köprüler yıkıldı, su aktı, bir yolu bulundu. Boş bulunmalarda iki kere yıkandık. Dereyi geçtikten sonra paçaları sıyırdık, çaremiz bu kadar oldu. Hata burada belki de. Zaten unutulur zaten silinir cümleleri ya unutulmazsa ya silinmezsenin korkusuna bırakmadı kendini. Burada hata, korkunun tanımını cesaretle yapmaktı. Seni doğru anlamamdan neden böylesine korktun İlhami?

Çokçası birikirken içimde dilimin varmadığı cümlelerim var artık. Bildiğimi değiştirirken, senin değişmemen de sinirime dokunuyor. Sana sinirim de dönüşüyor. Dokunan yer aynı kalıyor. Oram buram şuramda tarif et deseler edemem yerimi yurdumu, elinle koymuş gibi bulmanı kör talihinden sayıyorum. Savrulmamı rüzgarın diye anlamlandırmaktan vazgeçiyorum. Bahanelerinden sıyrılamazken kendini buldun mu İlhami?

Seni, sana olanı bana anlatmaya yine kalubeladan başlıyorum. Devam ederken nasıl bir yük bu. Dağ aşıyorum, aştığım dağı sırtımda taşıyorum. Sankiden dahası, ispatı dravmadan geliyor, hal ikna etmiyor. Bu yüzden aynaya baktığımda gözüm ardımdakilere kayıyor, yerini yokluyorum. Bakan gözümün gördüğünden de sen sorumlusun. Kalubelada aklında kalan belan olduğu için. Kalbini kıranın elini tutarken bana mı sordun?

Seni anlıyorum dediğim cümlelerime inanamıyorum. Kendime bağırdığım sen inancımdaki beni artık anlıyorum. İnceldiğim yerden kopmamak için, tuttuğumu koparıyorum. Tutunduğumda, bütünlüğümü bulamıyorum. Uyuyamıyorum, uyumlanıyorum. Hem hem hali İlhami. Varlığa şükür için yok etmeye başlıyor, oluşu olgunlukla karşılamak için olmayanda deli taklidi yapıyorum. Bakıyorum da duruyorlar, duruyorsun. Kusura artık bakmıyorum.

Anlatılanlara anlatanın istediği anlamda anlam vermeye çalışırken, an savruluyor adına anı koyuyorum, sen beliriyorsun. Ağzından çıkanın kulağı duyana münasebetinde, müstesna yer inşamda yerim tekabülünü sayıyorum. Bir, iyi, üç… oyun. Şimdi kulağı duyanla ağzı olan değişsin. İlet, ileti, iletişim. İlhami herkes gibiymişsin.

Ve artık bitmiş kahve bardağı gibisin de, izzet-i ikramında kusursuzun elinde kalan kırk yıl hatırı saymak kadar çaresiz. Hafızasını kaybedene, hatrı sorulmasından ne beklenir ki, müjdeler vermesi mi? Bahse girerim öyle olsun istersin. Mevzubahis değil, kazanan İlhami, sensin. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

EŞİK

Bu âlemde, el âlemle bahşettiğin, el-Alîm... sayesi var; kendi nerededir? Sâdası hazır, gördüğü ışığın hâlidir. Ruhum şükrün terennümünde sı...