Bu âlemde, el âlemle bahşettiğin,
el-Alîm...
sayesi var; kendi nerededir?
el-Alîm...
sayesi var; kendi nerededir?
Sâdası hazır,
gördüğü ışığın hâlidir.
gördüğü ışığın hâlidir.
Ruhum şükrün terennümünde
sığlaşır taştığı yerde.
Tanışmak hangi yazılmış kaderde?
Yüz sene geçti;
bin sene daha mı gerekir?
—
Bu yüreğime, el yüreğiyle bahşettiğin,
en-Nûr...
adı var; kendi nerededir?
Sâdası hazır,
soluğu yokuşta hanidir.
Ruhum şükrün terennümünde
sığamıyor yeryüzüne.
Kavuşmak hangi yazılmış kaderde?
Yüz sene geçti;
bin sene daha mı gerekir?
—
Bu aklımsa, el haklıysa bahşettiğin,
ya Hû...
yarattığın yârsa, zâtı nerededir?
Sâdası hazır,
tekâmülü tekrar hâldedir.
Ruhum şükrün terennümünde
sığınıyor ulvî gayeye.
Yaşamak hangi yazılmış kaderde?
Yüz sene geçti;
bin sene daha ne değiştirir.